Dün akşam izlediğimiz bir futbol müsabakasından başka herşeye benziyordu. Diyarbakır deplasmanı bundan sonra her takım için zor geçecek. Sadece sahanın dışı ile değil, sahada da agresif bir Diyarbakır vardı. Ziya Doğan takımı sahaya sürerken "
Vurun!" emri vermediyse bile agresif olmaları konusunda uyarmış. Başlama düdüğü ile birlikte oyundaki sertlik tribünleri de gerdi. Ya da tam tersi oldu bilmiyorum. Birbirini tetikleyen ya da birbirinden tamamen bağımsız gibi görünen bütün bu olaylar tadımızı tuzumuzu kaçırdı.
Lugano ve Bilica arasına atılan her topun pozisyon olmasını konuşacağımıza bambaşka başlıklar atıyoruz şimdi...
Tribünlerin skorla ya da futbolla pek ilgisi yoktu. Sadece taş, sopa,çakmak atmak için orada bulunuyorlardı. Sahaya giren Diyarbakırspor taraftarına kızacaklarına, onu sahanın dışına çıkarmaya çalışan polislere yabancı madde yağdırmanın tek bir açıklaması var. Diyarbakırspor taraftarları yaptıkları açıklama ile
özür dilemişler. Biz dün akşamkilerin Diyarbakırspor taraftarı olduklarına inanmıyorduk zaten...
Birileri, bir açılım yapmak istiyor, ama birileri de hala önünde duruyor. Dün geceki zihniyeti değiştiremediğiniz müddetçe açılım, yalan olur. Diyarbakırspor, şu anda bölgenin en büyük vitrini konumunda... Bu şekilde gelecek taraftarı ve takımları ürkütmek, bölgeye kaybettirir.
Andre Santos, atılan pet şişeleri milli takıma gittiğinde Elano'ya anlattığında, biliyoruz ki Diyarbakır'a gelmemek için ya bir hafta önceden ceza alacak ya da küçük bir sakatlık geçirecek. Bunları önceki yıllarda hep yaşadık.
Diyarbakırlı Elano'yu, Tello'yu izleyemeyecekse Süper Lig'de olmasının ne anlamı var ki?
O çakmağı atmak için eline aldığında bir kez daha düşünmen için makul bir sebep daha sana...
Dip Not:
Şu yazıyı da okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum. Yazının tamamına katılmakla birlikte son 2 paragrafın altına imzamı atarım.